The Relation of High Structures with the Urban Texture: Examples of London and Paris
High Structures and Urban Texture Relation
DOI:
https://doi.org/10.14744/tasarimkuram.2021.59389Anahtar Kelimeler:
Şehir planlama- mimarlık- yüksek yapılar- yüksek binalar- mimari tasarımÖzet
Yüksek yapıların konumlanmaları, şehir siluetinde önemli etkiler yaratmakta; kimi zaman da bir şehrin karakteristik silueti yüksek binalar tarafından yaratılmaktadır. Bu siluet, şehrin tarihi yapısı ile yakın ilişki içinde olabildiği gibi şehir dışında da gelişebilmektedir. Londra ve Paris şehirlerinde yüksek yapıların bu iki farklı şekilde geliştiği gözlemlenmiştir. Bu bağlamda iki şehrin yüksek yapılarının kültürel, ekonomik ve politik olarak geliştiği çevrelerin, yapısal ve mekânsal açılardan incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Londra ve Paris şehirlerinin tarihi gelişimi ve yüksek yapıların bu gelişim içindeki konumları karşılaştırılmıştır. Londra’daki yüksek yapılar tarihi dokuyla iç içe ilerlerlerken, Paris’te şehrin dışında özellikle ayrılmış bir bölgeye yerleşmişlerdir. Bu iki farklı durum, şehir sakinlerinin yaşam tarzlarıyla birlikte gelişmiş, bunun yanında onların üzerinde mekânsal açıdan farklı etkiler oluşturmuştur. Bu çalışma, Londra ve Paris kent dokusundaki yüksek yapıların konumlarını incelemek ve seçilen yüksek yapıların konumlarını ve özelliklerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda, yüksek yapıların şehir dokusuyla ilişkisinin incelendiği araştırma kapsamında, iki şehirden konumları, çevreleri ve mimarileri göz önünde bulundurularak seçilmiş birer yüksek yapı örneği ele alınmıştır. Bunlar; Londra’da bulunan Leadenhall ve Paris’te bulunan Tour First yapılarıdır. Örnek yapılar ayrıca fonksiyonları, yükseklikleri ve konumları değerlendirilerek seçilmiştir. İki yapı da ofis işlevinde olmakla birlikte, yükseklikleri birbirine yakındır ve yüksek yapıların yoğunlukta olduğu bölgelerde konumlanmışlardır. Leadenhall binası, tarihi bölgelere yakın konumu ve çevresine karşı sergilediği mimari yaklaşımı sebebiyle bu çalışma için seçilmiştir. Ayrıca bina, Londra’nın silüetine katkıda bulunan ikonik bir değere sahiptir. Tour First ise Paris’teki yüksek yapılar arasından başarılı bir renovasyon örneği olduğundan dolayı seçilmiştir. Buna ek olarak, bina nehirden görülebilmekte, bu da binayı çevredeki yapılardan farklı ve özgün kılmaktadır. Bu bağlamda çalışma, nitel, teorik ve araştırmacı yaklaşımla yürütülmüştür. Çalışmanın yöntemi şu şekildedir: Öncelikle her iki şehrin kentsel stratejileri, şehirlerin en yüksek binaları ile birlikte; bölge, ulaşım, biçim ve tasarım olmak üzere dört açıdan inceleniştir. Sonrasında iki şehrin yüksek binalarının konumları ekonomik, kültürel ve politik sebepler göz önünde bulundurularak karşılaştırılmıştır. Son olarak, seçilen yüksek binalar ayrı ayrı incelenmiş ve şu yönler dikkate alınarak birbirleriyle karşılaştırılmıştır: Konum, semt, ulaşım, yükseklik sınırı, çevre, tarihi çevre, simgesel değer ve ikonik değer. Çalışma sonucunda, iki şehrin birbirinden farklı stratejileri, yüksek binaların konumlarının kentsel dokuda önemli bir role sahip olduğunu ve aynı zamanda şehrin ikonik için alınan kararların politik seçimlere bağlı olduğunu göstermiştir. Londra’nın stratejisi, mimari çekiciliğe ve dünya çapında uyumlu ve ılımlı bir lider şehir olmaya odaklanmıştır. Öte yandan Paris, yüksek yapıların şehir merkezinden uzağa yerleştirilmesine öncelik veren bir strateji geliştirmiştir. Her iki strateji de görüş farklılıklarına neden olmuştur. Londra’nın stratejisi çekici ve ikonik yüksek binaların inşa edilmesine ve yabancı yatırımcılar için ekonomik fayda sağlayan fırsatlar yaratılmasına izin vermiştir. Buna karşılık, Paris’in stratejisi altyapı kaygılarıyla oluşturulmuş ve şehir dışında yeni bir iş merkezi olarak sonuçlanmıştır. Her iki strateji de şehirlerin kültürel, politik ve ekonomik perspektifleri doğrultusunda geliştirilmiştir. Bu araştırmada, yüksek yapıların kent planlamasına uygun olarak geliştirilmesinin önemi vurgulanmış ve farklı stratejilerin kent dokusu açısından nasıl sonuçlandığı ortaya konmuştur. Leadenhall ve Tour First binaları bulundukları lokasyonda dikkat çeken yapılar arasındadır. Her iki bina da çevreyi göz önünde bulundurarak kamusal alanlar yaratmıştır. Ayrıca her iki yapının da bulundukları bölgede kendine özgü bir yeri ve değeri vardır. Leadenhall binasının Saint Paul Katedrali’nin arkasından görünürlüğü ve Tour First binasının Seine Nehri’nden görünümü oldukça özeldir. Bu çalışma sonucunda, yüksek katlı yapıların kentsel doku ile harmanlanması için alt katlarda kamusal alanların ve mekanların düzenlenmesinin önemli olduğu görülmüştür.









