Ekonomik, Siyasi, Toplumsal Çekişme Alanı ve Kamusal Bir Olgu Olarak (Kamusal) Mekan: “Halk Plajı”ndan “Millet Bahçesi”ne Ataköy Kıyı Alanı
Ataköy Kıyı Alanı’nda 1960’lardan Günümüze Kamusallık
DOI:
https://doi.org/10.14744/tasarimkuram.2020.61587Anahtar Kelimeler:
Kamusal alan- kamusal mekan- kıyı alanları- halk plajı- Millet Bahçesi- AtaköyÖzet
Kentsel mekân, kullanım hakkı ve mülkiyet üzerinden iktidar, sermaye ve sivil toplum arasında bir çekişme alanı olagelmiştir. Kamusal mekânlar, ilkesel olarak herkese açık olduklarından kullanım hakkına dair çekişmelerin görünür hale geldiği yerlerdir. Bu mücadeleler, kamuoyu oluşturma yoluyla toplumsal tartışma ortamını da beslemektedir. Kamusal mekânlar, sadece herkesin erişebildiği rekreatif alanlar değil, vatandaşlığın deneyimlendiği ve kamusal alanın beslendiği yerlerdir. Makale, kentsel mekânın ekonomik, siyasi ve toplumsal güçlerin çekişme alanı olduğunu ve kamusal alan ile olan ilişkisini Ataköy örneği üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır. Ataköy kıyı alanında meydana gelen fiziksel, mülkiyet ve kullanıma ilişkin dönüşümler ekonomik, siyasi ve toplumsal etkiler ışığında ele alınmış, mekânın farklı zamanlarda kamusallığının hangi yönlerde değiştiği incelenmiştir. Bu çalışmada, 1960’lı yıllardan günümüze dek, Ataköy kıyı alanının, Türkiye’nin geçirdiği değişimlere de paralel olarak geçirdiği değişimler incelenmiş ve üç farklı dönem tespit edilmiştir. Bu dönemler, kıyının halk plajı olarak kamusal kullanımı, özelleştirmeler ve özelleştirmelere karşı toplumsal muhalefet, son olarak özelleşen kıyıda bir kamusal mekân olarak millet bahçesi inşası olarak belirlenmiştir. Her dönemde kamusallığın boyutları, vatandaşlık deneyimine etkileri, kullanım biçimleri ve aktörlerin rolleri değişmiştir. Bu dönemleri anlayabilmek için alanın geçmişini bilen ve toplumsal muhalefetin parçası olan kişiler ile mülakat, mekânsal analizler ve özelleştirilen kıyıda kurulan kapalı sitelerin reklamlardaki ve kıyının medyadaki temsilleri incelenmiştir. Sonuç olarak kıyı alanı geçmişe göre daha az kamusal ve daha fazla özelleşmiş haldedir. Ataköy örneğinde, kamusal mekân olarak kıyının kullanımındaki kısıtlamanın sivil toplumun çabaları ile basında görünürlük kazanması, kamusal mekânların toplum yaşamında önemli bir yer tuttuğunu ve kamusal tartışmanın konusu olabildiğini, kentlileri kamuoyu oluşturma hedefiyle bir araya getirebildiğini de göstermektedir.









